Bugun...


Mehmet Erkan Topcu

facebook-paylas
Göç Türküleri
Tarih: 03-07-2020 15:54:00 Güncelleme: 03-07-2020 15:54:00


Güney Türkmenlerinin saz şairleri, Ankara / Elmadağ’dan Suriye’nin Rakka Vilâyetine kadar olan coğrafyada asırlardır yaşanan hayatı eserleriyle ebedîleşir. Bu coğrafyanın en güçlü saz şairi, Çukurovalı / Güneyli Karacaoğlan’dır. Karacaoğlan’dan önce ve ondan sonra, pek çok saz şairinin, Türk göçerlerinin yaşadıkları toplumsal hayatla ilgili konuları türküleştirir.

 

Bazı türkü ve şiirler, birden fazla saz şairine mal edilir, aynı şaire ait şiirlerde varyantlaşma görülür. Türkmen Aşiretlerine ait metinler, toplumun ve bireylerin sözlü tarihi niteliğindeki olaylara dayanır. Bu olaylar ve duygular, âşıkların söylediği türküler vasıtasıyla edebîlik kazanır. Metinlerin bir kısmında bireysel konuların işlenmesine karşılık, bir kısmında toplumun / aşiretin tamamını ilgilendiren türdeki olaylar işlenir. Ferdî nitelikteki âşıklara ait şiirlerin (Türkü / şiir) zaman içerisinde anonim bir niteliğe bürünür. Kalktı Göç Eyledi, başlıklı bozlak metnine ait sözlü / ezgili kültürel olgu asırlar boyunca oluşur.

 

Edebî Metin / Folklorik Metin ve aralarındaki farkları ortaya koymak gerekir. Konuyu açıklarken, Bilim İnsanlarının görüşlerinden yararlanılacaktır.

 

Pertev Naili Boratav,

Özellikle türkülerden bahsederek, anonim halk edebiyatı mahsullerine ait malzeme neşriyatına ve teknik tetkiklere, onların mevzuları, cemiyetle alâkaları, estetik ve sanat itibarıyla kıymetleri, sosyal fonksiyonları üzerindeki araştırma ve mütalaalar hemen hemen hiç mesabesinde kalır, der.

 

İlhan Başgöz,

Sözel edebiyat metinlerinin gelenekselliği hakkında bilgi verir,

Sözlü gelenekte hiçbir Halk edebiyatı türünün, değişmez, donup kalmış, kuşaktan kuşağa böylece aktarılan bir metni veya biçimi yoktur. Bu türlerin değişik yerlerde, değişik zamanlarda yeniden yaratılan metinleri vardır. Bu yeniden yaratılan gösterimde anlatıcının ustalığı, yaşı, işi, bulunduğu toplum katı, din(î) inançları, değer yargıları önemli değişiklikler yapar. Bu gösterimde dinleyicilerin konumu, kültürü, beklentileri, dünya görüşleri önemli değişmeler yapar. Bu gösterimin önemli bir elemanı olan geleneksel tür, ancak bu kişisel ve sosyal değişkenlerin bir dengesi olarak vardır, durağan değil canlıdır, değişkendir, her anlatımda yeniden doğar, der.

 

İlhan Başgöz’e göre,

Folklor, sosyal olay, canlı gösterimdir.

 

Hubuz / Ekmek Kavgası

Tarih bakımından destan metni, II. metin kadar eski olmayabilir, günümüzde bilinen Kalktı göç eyledi, türküsüne en uzak benzer metin gibi görünür. Kavga, Türkmenlerin Rakka’da ki yaşadığı döneme aittir ve Hubuz / Ekmek Dövüşü ve Bin Said ile harp adıyla toplam 14 dörtlükten ibaret destan, sözlü hafızada saklanır.

 

Destanda Arap Aşiret Beyi ile İlbeyli Aşiret Beyi temsili olarak karşılıklı söyleşir. (Ömer Özbaş, 1939 yılı, İlbeyli Türkmenleri Arasında Folklor Derlemeleri)

 

Destanın ayağı, kullar / eller benimdir şeklindedir. 1811 veya 1848 Yıllarında meydana gelir.

Destan (Türkü) konusunun Türkmen ve Arap Aşiretler arasındaki bir kavgayı anlatması ve ayakları bakımından benimdir, kelimesi yerine bizimdir benzerdir.

 

Bu metin tahkiyeli (Anlatı / yoğun) Dadaloğlu’na mal edilen türkü ise, duygu / yoğun bir metindir.

 

Harp için işleyen yollar benimdir

Arap,

Vaktına hazır ol dur Ebu Hüseyin

Ene abdek, diyen kullar benimdir

Cebel-i Sem’an Has Dağından Amık’tan

Harp için işleyen yollar benimdir

 

İlbeyli Beyi,

Ebu Hüseyin der ki gelsin göreyim

Çatal yürek yakan eller benimdir

Yağlansın cıdalar belensin şifle

Kavgaya sağılan kollar benimdir

 

Arap,

Uzun hamralar da top gibi öter

Boynu uzun necdiler dağ gibi yatar

Mucedme kisbini Amık’ta satar

Tellâlda satılan şallar benimdir

 

İlbeyli Beyi,

Kara Şıhlının konalgası Vasılı

Şimdi senle burda kurduk fasılı

Bin atlıya karşı koydum hasunu

Bilirim harp yolun töller benimdir

 

Arap,

Mahli’m der ki kaçamaz oldum

Kırıldı kanadım uçamaz oldum

Bika köprüsünü geçemez oldum

Zulmete düştüm yollar benimdir

 

İlbeyli Beyi,

Mehmet Beyim der ki beni bildin mi

İntikam koymazam şimdi göndün mü

Çoktan beri bana haraç verdin mi

Saplanan cidalar kollar benimdir

(Ömer Özbaş, 1939 yılı, İlbeyli Türkmenleri Arasında Folklor Derlemeleri)

 

Kaynaklardan tespit edilen farklı rivayetler vardır,

Bu dövüş Hubuz / Ekmez Dövüşü adıyla meşhur olur.

 

XIX. Yüzyılın ortalarında güneyde Fırat nehriyle Akdeniz arasındaki topraklarda 32 Oymaktan ibaret Bini Sait Aşireti oturur.

(Ali Şahin, 1962 yılı, Güney Anadolu’da Beydili Türkmenleri ve Baraklar)

Elbusultan Oymağı Bini Sait Aşiretine mensup. Bir de o yörede Arap Eluni Aşireti vardır.

 

Olay XIX. yüzyılın ortalarında cereyan eder.

 

El’un ve Elbisultan Arap Aşiretleri arasında harp çıkar. El’unlular Elbisultanlılardan üç adam öldürür ve Türkmen Ocağı Reisi Mehmet Paşaya (Gerçekte paşa değildir) sığınır.

 

Elbisultan’ın Şeyhi Temur, El’unluların aralarından çıkarılıp kendilerine teslim edilmesini ister. Mehmet Paşa, teslim edilmeyeceğini kesin bir dille söyler. Bu sırada Türkmenler, Elbisultanlardan bir adamı öldürürler. Arap Aşiret Reisi Temur Aşireti ile Türkmenlerin üzerine yürür. Osmanlı Hükümet Kuvvetleri Türkmenlere yardım ettiği halde, Türkmenler harpte yenilir. Araplar birkaç Türkmen köyünü yağma eder. Bu yenilgi Türkmen Oymaklarına çok ağır gelir. İlbeyli, Barak ve Türkmen Aşiretleri birleşir. Ekmek diyen Türkler bir tarafa, ekmeğe Hubz diyen Araplar diğer tarafa ayrılır.

 

Arap Aşiretleri çekilip giderlerken yolları kesilir, dört yanını çevirerek Arapları kuşatır ve birkaç gün süren harpten sonra harpten sonra Arapları tamamen teslim alıp mallarını yağma eder. Bu dövüş hakkında daha sonra karşılıklı bir destan söylenir.

(Ömer Özbaş 1958 yılı, Gaziantep Dolaylarında Türkmenler ve Baraklar)

 

Elbeyli Reisi Mehmet Bey Beydili Türkmenlerinden Senem ile evlidir. Araplar bunların köylerini basarlar, çok zarar verirler, mallarını yağmalarlar. Türkmen Reisi Mehmet Paşa ve kardeşi Mustafa Paşa Aşiretleri ve askerleriyle Elbeyli Reisi, Damatları Mehmet Beye yardıma giderler. Savaş Arapazi ve Sipahi köylerinde ve Sacur deresi sahillerinde olur. Bir Türk Arap savaşı biçiminde cereyan eder.

(Ali Şahin, 1962 yılı, Güney Anadolu’da Beydili Türkmenleri ve Baraklar)

 

Arapları tamamen teslim alıp mallarını yağma ederler. Bu dövüş hakkında daha sonra karşılıklı bir destan söylenir.

(Ömer Özbaş 1958 yılı, Gaziantep Dolaylarında Türkmenler ve Baraklar)

 

Elbeyli Reisi Mehmet Bey Beydili Türkmenlerinden Senem ile evlidir. Araplar bunların köylerini basarlar, çok zarar verirler, mallarını yağmalarlar. Türkmen Reisi Mehmet Paşa ve kardeşi Mustafa Paşa Aşiretleri ve askerleriyle Elbeyli Reisi, Damatları Mehmet Beye yardıma giderler. Savaş Arapazi ve Sipahi köylerinde ve Sacur deresi sahillerinde olur. Bir Türk Arap savaşı biçiminde cereyan eder.

(Ali Şahin, 1962 yılı, Güney Anadolu’da Beydili Türkmenleri ve Baraklar)

 

Ali Rıza Yalgın’a göre,

Kaynak şahısların verdiği bilgilerden eserin, Molla Osman ismindeki bir kişinin Mehmet Bey ile Bin Sait arasında 1811 yılında yapılan aşiret kavgasına ait türküdür.

 

Ömer Özbaş ise,

Kaynak şahsın verdiği bilgilerden hareketle, olayın 1848 yılında gerçekleşmiş olabileceğini kaydeder. Destanı Türkmen Beyini temsilen Ebu Hüseyin, Arap Beyini temsilen ise, Mahli mahlâslı şairler temsili olarak söyler.

(Ömer Özbaş, 1939 yılı, İlbeyli Türkmenleri Arasında Folklor Derlemeleri)

 

Firuz Beyin Âşığı Dedemoğlunun Türküsü

Bu türkü, Dadaloğlu’na mal edilen kalktı göç eyledi, isimli metinle büyük oranda benzerlik gösterir.

 

Ferman Padişahın Eller Bizimdir

Kalktı göç eyledi iskân beyleri

Yücelerden aşan yollar bizimdir

Takdir Allah’ın padişahın fermanı

Ferman padişahın eller bizimdir

 

Belindedir eğri kılıç kirmani

Taştan dönmez mızrağının yalmanı

Takdir Allah’ın padişahın fermanı

Ferman padişahın çöller bizimdir

 

Bizim birimizi beşten sayarlar

Dövüşe girince figan koyarlar

At üstünde demir donlar giyerler

Eli top kargılı beyler bizimdir

 

Dedemoğlu da söyler sözü dilinde

Eğri kılıç şekvacı da elinde

Rakka ellerinde Bişir çölünde

Dillerde söylenen beyler bizimdir.

 

Metin, Barak Aşiretine mensup Âşık Mahgül’den Ruhi Ersoy tarafından derlenir. Âşık Mahgül’ün esas adı ve soyadı Mehmet Kılıçoğlu’dur. Âşık Mahgül, hicri 1335 & miladi1919 doğumludur.

 

Âşık Mahgül, türkünün ilk defa Dedemoğlu tarafından okunduğunu belirtir ve hikâyesini anlatır,

Culab Bölgesinde iskân esnasında (Türkmen Aşiretleri) ilk yerlerine duyulan özlemle Osmanlı kuvvetlerine karşı direnç gösterir. İskân işi, büyük takip ve disiplin altında yapılır, Anadolu içlerine kaçışı önlemek için Osmanlı Devleti tarafından çok sıkı tedbir alınır. Bunlara karşı Dedemoğlu adlı âşık türküyü söyler.

 

Tarihî Kaynaklarda iki baba oğul iki Firuz Beyden söz eder. İlki 1 Şubat 1693 yılında Rakka’ya iskân edilen Türkmen Aşireti mensuplarının İskân Başılığına atanan Firuz oğlu Şahin ve Mehmet Bey’dir. İkincisi ise, Şahin Bey Oğlu Firuz Bey’dir.

 

İskân Başılık görevini, amcası Kenan Beye vekâleten yerine getirir. Mayıs 1727 yılında Rakka Beylerbeyi Süleyman Paşa tarafından, Osmanlı Devletinin Isfahan’a düzenleyeceği sefer için satın alınan zahire ve peksimetin Birecik iskelesinden Fırat nehri yoluyla Ridvaniye iskelesine nakli sırasında, eşkıya tehdidindeki nehir yolunun güvenliğinin sağlanmasını temin eder. Amcası Kenan Beyin ölümünden sonra, Osmanlı Devleti tarafından İskân Başılığa atanır.

 

Türk Saz şiiri tarihinde iki tane Dedemoğlu mahlâslı şair olduğu bilinir. Bunlardan ilki aşiret şairi kimliğiyle ortaya çıkan ve sözel kaynaklarda Firuz Beyin maiyetindeki âşıklarından Kılıçoğlu’dur, Dedemoğlu, diğeri ise Çorum civarında yaşayan Alevî kimliği ile şiirlerinde ön plana çıkan Dedemoğlu’dur.

 

Dedemoğlu’nun, Firuz Beyin âşığı olmasından hareketle XVIII. yüzyıl şairi olması muhtemeldir. (Dedemoğluna ait türküye, yazılı kaynaklarda tesadüf edilemediği için, bu metin ikinci sırada değerlendirilir).

 

Dadalı ve Dadaloğlu Mahlâslı Şiirler

Bu türkü / şiirin Dedemoğlundan sonra Türkmen Aşiretleri arasında önce Dadalı mahlâsını kullanan Dadalı Musa ve daha sonra Dadaloğlu mahlâsını kullanan Veli tarafından Anadolu iskân coğrafyasına mal edildiği düşünülür. Son 50 yıllık derlemelerde şiir Dadaloğlu mahlâsıyla bilinir. Türkiye’nin güneyinde göçer olarak yaşayan Türkmen Şairi Dadaloğlu sözlü gelenekte yaşayan türkünün ayağını esas alarak, yeni bir eser meydana getirmiş de olabilir.

 

Faruk Sümer’e göre,

XVII. Yüzyıl sonlarında Osmanlı Devletinin Rakka’ya yerleştirdiği aşiretlerden Beğdili Aşiretinin beyi Firuz Bey, Bu fena yerlerde yaşanmaz, diyerek Acem’e göçer.

 

Fahri Bilge defterlerinde ise,

Horasan’dan Batı’ya doğru göç eden Danişmendli Türkmenlerinin İran’da kalıp kalmama hususunda kararsız oldukları, Firuz Beyin aşiretiyle birlikte İran’da kaldığı anlatılır.

 

Diğer Türkmen Aşiretleri ise,

Anadolu’ya gitmeye karar verir. Aşiretlerin Osmanlı Devletinin iskânı karşısında, Rakka’da duramayıp, Acem’e göçmüş olmaları daha uygundur.

 

Baraklar Feriz Bey Döneminde Sünnîliği kabul eder.

 

Barak Şifahî Tarihi,

Kendilerinin Horasan’dan geldiğini, göç sahnesine Firuz Beyin Reisliği Döneminde, 80 bin hane Barak, 4 bin hane Abdal ile anlatır ve Yozgat havalisine yerleşirler. Bütün Barakların Reisi Feriz Bey ve Abdalların Ağası Dedemoğlu’dur.

 

Dedemoğlu aynı zamanda Firuz Beyin yanında saz şairidir.

(Cahit Tanyol, 1952 yılı, Baraklarda Örf ve Âdet Araştırmaları)

 

İki tane Dedemoğlu’nun var olduğu bilinir. Birisi, XVII. yüzyılda yaşar, Çorum / Sungurlu köylerinden veya Çumra’nın (Çorum) Dedemoğlu köyünden Alevi Türkmen Aşığıdır. Her iki şair hakkında M. Adil Özder, Türk Halk Saz Şairleri Bibliyografyası, Ankara 1969 yılı basımı, Ankara, Halk Kültürlerini Araştırma Dairesi Türk Halk Kültürü Arşivi Kütüphanesinde mevcuttur.

 

Kılıçoğlu da Dedemoğlu ile aynı anda Firuz Beyin âşığıdır. Kılıçoğlunun Barak Türkmenlerinin Azıklı Obasından olduğu söylenir. Adana’da mahpus olur, bir müddet Halep’te oturur. Yüz yaşına kadar yaşadığı tahmin edilir. Şiirlerinden birisinde Hak Muhammed Ali derler bir de pirim var, der.

(Ömer Özbaş, 1958 yılı, Gaziantep Dolaylarında Türkmenler ve Baraklar)

 

Dedemoğlu’nun da zaman içerisinde Alevi Bektaşi meşrep bir kimliğe dönüştürüldüğü düşünülebilir.

 

Kılıçoğlu’nun Barak Bölgesinden derlenen bazı şiirlerindeki Alevi Bektaşi öğeler bu açıdan değerlendirilmelidir. (Şiirleri için bk. Özbaş 1939, 1958).

 

Deli Boran isimli âşık da bu şekildedir. Güney illerinde yaşayan bir Türkmen iskân şairi ve adına bir halk hikâyesi teşekkül eder, zamanla özellikle Çorum yöresinde Alevi Bektaşî bir kimliğe büründürülür.

 

Sözlü tarih, Dedemoğlu’nun Yozgat dolaylarına gelip Firuz Bey ile birlikte yerleştiğini söyler. Dedemoğlu’nun bu coğrafyada (Çorum civarında) Alevî şairi kimliğiyle ön plana çıkarılması da açıklanır.

 

Fahri Bilge’nin Kayseri yöresinden yaptığı derlemelerin yer aldığı defterlerde Dedemoğlu isimli bir âşığın adı geçmez.

 

İç Anadolu ve Çukurova Bölgesindeki sözlü gelenek Sünnî çizgide bu ismi muhafaza edemez. Çorum yöresindeki Alevî Şairi Dedemoğlu’nun da Dadaloğlu’nun Kalktı göç eyledi, bozlağına benzer bir türküsü günümüze kadar derlenmemiştir.

 

Dadalı Musa, 1776 yılında sağdır. Dadalı Musa’nın oğlu ve Dadaloğlu mahlâsını kullanan Veli’de hicri 1262 & miladi 1845 & 1846 yılından önce ölür.

 

Dadalı Musa veya Dadaloğlu Veli’ye ait metinlerin, 1865 & 1866 yıllarında Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa tarafından yapılan Fırka-i Islahiyye hareketinden önce yeniden üretildiği olasıdır.

 

Türküde anlatılanların, Fırka-i Islahiye öncesinde Türkmen Aşiretlerinin yaşadığı iskân hatıraları olduğu düşünülür. Şiir Dadaloğlu mahlası halk hafızasında korunarak, özellikle Afşar Türkmenleri arasında Fırka-i Islahiyye’nin acılarını dile getiren bir niteliğe bürünür. Şiirin Cingözoğlu Seyyid Osman adına derlemelerinin varlığı, bu hususu doğrular niteliktedir.

 

Olaylar, Hubuz / Ekmek Kavgasına dair metinde, Türkmen ve Arap Aşiretleri arasında,

Dedemoğlu’na ait metinde Osmanlı Türk göçerleri arasında geçer.

 

Dadaloğlu, Kalktı göç eyledi, şiiri vesilesiyle 1928 yılında tanınmaya başlanır. Bu tarihten önceki yazılı kaynakların hiç birisinde Dadaloğlu ve şiirleri hakkında bilgi yer almaz.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI